
Elektronik ile arası iyi olan bir sanatçı Leonardo Ulian’ın gerçekten güzel çalışmaları var. İstanbul’da sergisi olsa giderdim. Yüzlerce elektronik komponenti; direnç, kondansatör, diyot, entegre ve benzeri parçaları bir araya getirip değişik tablolar oluşturmuş. İlk bakışta devre gibi görünüyor ama biraz dikkat edilince bunun doğrudan çalışan bir elektronik kart değil, elektronik malzemelerle kurulmuş simetrik bir görsel düzen olduğu anlaşılıyor. Gerçekten büyük emek var.
Leonardo Ulian, 1974 doğumlu bir İtalyan sanatçı; Gorizia’da doğmuş, Londra’da yaşıyor ve çalışmalarını burada sürdürüyor.
Kendi anlatımında heykelden sese ve enstalasyona kadar farklı mecraları kullanarak, varlıklar arasındaki bağlantıları ve çağdaş gerçekliğin yıkım-yeniden kurulum ritüellerini araştırıyor.
Bu yönüyle elektronik parçaları sadece malzeme olarak değil, anlam taşıyan yapı taşları gibi ele aldığı söylenebilir.

Elektronik komponentlerle kurulan görsel düzen
İçerik
Çalışmaların en dikkat çekici tarafı, sıradan elektronik elemanların bir devre mantığıyla değil, neredeyse mandala benzeri bir simetri anlayışıyla yerleştirilmiş olması.
Dirençler çizgi gibi davranıyor, kondansatörler renk lekesi gibi öne çıkıyor, DIP kılıf entegreler merkeze oturup kompozisyonun ağırlık noktasını oluşturuyor.
Bazı işlerde yapı çok yoğun ve ince örgülü, bazılarında ise daha sade ama daha vurucu bir geometri tercih edilmiş.
Burada sevilen şey sadece “elektronik parçaları birleştirmiş” olması değil. Malzeme seçimi ile kompozisyon arasında bilinçli bir ilişki var.
Özellikle eski tip komponentlerin gövde renkleri, bacak yapıları ve lehimlenmiş çizgisel akışları görsel olarak çok güçlü duruyor.
Bu yüzden çalışmalar, klasik bir elektronik malzeme figürü gibi değil; daha planlı, daha sabırlı ve neredeyse matematiksel bir kurgu hissi veriyor.
Devreye benziyor ama amaç devre kurmak değil
Elektroniğe uzak biri ilk bakışta bunları çalışan bir kart zannedebilir. Aslında işin ilginç tarafı da burada.
Kullanılan elemanlar gerçek ama burada görevleri elektriksel değil, görsel. Yani direnç direnç gibi davranmıyor; çizginin, ritmin ve tekrarın parçası haline geliyor. Kondansatör de kapasite elemanı olmaktan çıkıp yüzeyde denge kuran bir renk ve form unsuruna dönüşüyor.
Elektronikle uğraşan biri için bu çalışmalar ayrıca tanıdık geliyor. Çünkü her parça yabancı değil.
Tam tersine, atölyede masanın üstünde sürekli görülen elemanlar bunlar. Bu nedenle görüntü hem teknik hem de biraz nostaljik bir taraf taşıyor.
Özellikle eski komponentlerin bu şekilde değerlendirilmesi, elektronik atölyesi kültürüyle bağı olanlar için daha da ilgi çekici oluyor.
Leonardo Ulian’ın işlerinde öne çıkan tema
Sanatçının kendi açıklamasına bakınca bu işlerin sadece “güzel görünen elektronik tablolar” olmadığı daha iyi anlaşılıyor.
Çalışmaları farklı varlıklar arasındaki bağlantılar, ağ yapıları, kırılma ve yeniden kurulma ilişkileri etrafında şekilleniyor.
Bu yüzden elektronik komponent kullanması tesadüf gibi durmuyor; tam tersine, bağlantı kurma fikrini en görünür hale getiren malzemelerden birini seçmiş oluyor.
Bu yaklaşım sergi isimlerine de yansımış. “Sacred space”, “Tesla Remixed”, “Technological mandala 48 – Eye of Pula” ve “Perpetual Nexus” gibi başlıklar, teknoloji ile ritüel, ağ yapısı ile simetri ve teknik malzeme ile sembolik anlam arasında gidip gelen bir çizgi kurduğunu gösteriyor.
Yani mesele yalnız lehimlenmiş parça yoğunluğu değil; o parçaların kurduğu düşünsel atmosfer de önemli.
Elektronik sevenlerin neden hoşuna gider
Bu tarz çalışmaların elektronik meraklılarına yakın gelmesinin nedeni açık. Çünkü burada kullanılan her elemanın ayrı bir hafızası var.
Direnç, transistör, seramik kondansatör, doğrultucu diyot ya da DIP entegre gövdesi; bunların hepsi devre yapan biri için sadece parça değil, aynı zamanda deneyim taşıyan nesneler. Bu yüzden tabloya bakarken yalnız kompozisyon görülmüyor, bir yandan parça tanıma refleksi de devreye giriyor.
Hatta biraz dikkatli bakınca bu işler, elektronik dünyasının estetik tarafını yeniden hatırlatıyor. Normalde datasheet, devre şeması ve baskı devre arasında kaybolan parçalar burada görsel karakter kazanıyor. Bu nedenle elektronik malzeme sembolleri kadar tanıdık ama çok daha şiirsel bir görüntü ortaya çıkıyor.
Kısa bir yorum
Leonardo Ulian’ın işleri, elektronik malzemelerle de ciddi ve güçlü sanat üretilebildiğini gösteriyor.
Burada abartılı bir teknoloji gösterisi yok; sabır, simetri, yerleşim duygusu ve malzemeye hakimiyet var. Elektronikten anlayan biri için daha da keyifli, çünkü tabloya bakarken sadece desen değil, tek tek komponentler de okunuyor. Bence bu yüzden çalışmaları sıradan bir obje kolajından çok daha etkileyici duruyor.
Kaynak: leonardoulian.it








Çok hoşuma gitti.Tam simetrik olması ise hayran bıraktı diyebilirim.
çok güzel ama bu kadar malzemeyi israf etmiş,
Sanatta israf diye birşey yoktur
Bu malzemelerin çalışan bir devre şemasında yer bulması bir sanattır zaten. Bu şekilde kullanılması amacını aşmış ve malzemeye yazık olmuş.
Sanatla devre başka şeyler ama bana göre sanat daha önemli bunu herkes yapamaz devreler her zaman yapılıyor sanat amaç devre ise araçtır
Biz kullanmaya malzeme bulamıyoruz,herifçioğlu incik boncuk yapıyor.Kullandığı dirençler de metal film ha.Daha önce metal film direnci bir devreye lehimlemedim bile.
benim görüşüm de malzeme israfı yönünde
Açıkcası ben beğendim ama diğer arkadaşlara da hak veriyorum.Kapipara’nin da dedigi gibi aynı zamanda çalışan bir devre olması ya da herhangi bir yerde kullanılması faydalı da olabilir. Mesela ben olsam odamın bir bölümünü veya atölye vs. duvar kağıdı seklinde süslendirirdim bu eser ile. Bilmiyorum belki sahibi de öyle yapmış olabilir.
bu şekilde çalışan bir devre oluştursaydı hayranlık duyup sanat diye bilirdik
zira o kandansatörler zamanla akınca çirkin bir görüntü oluşucak malzeme israfından başka bir şey değil
kondasatörler akacaga benzemiyorlar ama 😉