Elektronik / Genel/

Mühendislik Çok Kolaymış(!)

Sponsorlu Bağlantılar

Ne zamandır tartışmak istediğim bir konuydu, mühendisler, yaşadığı sıkıntılar ve mühendislerin yeri…

Geçenlerde elektronikçilerin takıldığı bir ortamda aşağıdaki iki ifade sarf edildi ve bu ifadeler bir mühendis adayı olarak benim elbette pek hoşuma gitmedi. Bu sayede ne zamandır açmak istediğim konuya, az da olsa mühendis gözüyle bakmak istedim. Peki neydi bu ifadeler?

Birincisi;

“Mühendislik okumak zordur belki kabul ederim ama pratik elektronik tecrübe ister. Ama mühendislik okumak sadece biraz zekan varsa kafan çalışıyorsa, biraz sistemli çalışma ile okunabilir.”

İkincisi;

“Şu anki aklım olsaydı mühendislik okumazdım. Çünkü vakit kaybıdır. Yıllarca boşa vakit harcadık. ÖSS’den tutun mezuniyete kadar. Asalak bir şekilde, ailemize, topluma yük olduk. Kazık kadar adam olduk, bir limon bile satmayı öğrenmedik. Hayata okulu bitirerek bilmem kaç yaşından sonra başladık.

Ama itiraf edeyim ki mühendis olduğunuz zaman sizi ciddiye alıyorlar. Kendi konunuz ile ilgili konuştuğunuz zaman önemli. Ben yine de okumaya gerek yok diye düşünüyorum. Kartvizitiniz üzerinde elektronik mühendisi yerine genel müdür yazar. Fena mı olur? Zaten aynı zamanda genel müdür iseniz elektronik mühendisi yazmasanız da olur.”

Tersten başlamayı sevdiğim için;

Haklılar mı haklılar. Ülkemizde, neredeyse tüm üniversitelerde mühendis adayları; 4-5 yıl falanca dersleri geçerim mühendis olurum, ne olacak canım simülasyonda çalışıyorsa gerçekte de aynen çalışır, not ortalamam şu olsun kesin iş bulurum, okulun verdiği bana çok bile geliyor bir de ekstra çalışıp kendimi mi yoracağım, ikili ilişkileri napayım ben sadece elektrik/makine/gıda/kimya… ile uğraşacağım vb. deyip sonra da sizin kapınıza ‘iş, iş verin bana’ diye geliyorlarsa bu ülkede elbet diplomalı işsizler olacaktır, olmaya devam da edecektir.

Burada söylenen ‘mühendislik okuyup da ne yapacaksın, bir işe yaramıyor’ ifadesini yönetici olmak isteyenlere söylerim, %100 doğrudur. Yönetici olmak için 4 yıl feda etmeye gerek yok fakat burada hakkıyla okumuş mühendislere veya okumaya çalışan mühendis adaylarına bu ithamlar biraz ağır kaçar, görüldüğü üzere bana kaçmıştır…

İlk ithama dönecek olursak;

‘Bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir’ demiş adamın biri, iyi de demiş. Hiç bir teknikere lafım yok, en basitinden şahsen ben, bir işi ‘camış boku’ gibi yaparken, teknikerler sanat eseri yapıyorlarsa, bunun önünde elbet saygıyla eğilirim. Ama hiç bir teknikere ya da teknikerlik okuyana da ‘boşuna okudun, bir televizyoncunun yanına girseydin 2 senede öğrendiğini 5’e katlardın’ demem. İşte bu nokta beni kızdıran yan.

Evet belki okumadan milyon dolarlar kazanılabilir (Örnekler çok: cumhurbaşkanı, başbakan, millet vekilleri, şarkıcı, türkücüler…) fakat bu kişiler milyon dolarlarla oynuyor diye okumak isteyene, okuyana, okumuşa ‘ne gereği var okumanın’ demek abes kaçıyor.

Burada tekrar söylüyorum; eğer amacınız bir firmaya yönetici olmaksa okumanıza gerek yok! En basitinden arabacı olarak girdiğiniz firmaya, iletişiminiz ve arkanız iyiyse gayet genel müdür olabilirsiniz.

Tekrar ‘mühendislik çok kolay’ durumuna dönecek olursak;

Örneğin çoğu elektrik elektronik mühendisi adayının

schrodinger

bu denklemi kullanacağını düşünmüyorum. Fakat sınavda bunla işlemler yapmamız bizlerden bekleniyor. Sınav kağıdındaki 4-5 sorudan sadece birinde bulunan bilmem kaç bilinmeyenli denklemle, bilmem kaç tane türev, integral almamız gerekiyor.

Ya da bu

bjt-iv

ve bu

bjt-alfa-beta-gama

denklemlerle benden ileride elektronikçiler çarşısına gidip 25 kuruşa alacağım transistörün falancasını, filancasını hiç bir denklem kağıdı, kitap vb. açılmadan bunun gibi 4-5 soru ile beraber 2-2,5 saat içerisinde çözmem bekleniyor.

Bu sadece fizik dersi. Bunun yanında matematiği var, elektrik veya elektronik ağırlıklı, sayısal bölüm olmamıza rağmen zorunlu türkçe/tarih, aptalca aldığımız ekonomi/sunum gibi sözel, üst sınıfta spesifik dersler var. Hepsinde birer tane yukarıdaki gibi formüllerden olsa ve hocanız size gelip hem ‘benim dersime haftada 9 saat çalışacaksınız’ hem de ‘gidin topluluklara katılın, mağaracılık kulübü varmış bak ona girin’ gibi lafları bunca ‘doluluğa’ rağmen söylerse, tüm bunlar yetmeyip her hafta 2-3 dersin labaratuar raporlarını, falanları isterse mühendislik okumanın ne kadar kolay(!) olduğu anlaşılacaktır sanırım. Bu makine, inşaat, kimya gibi tüm mühendislikler için geçerli.

Fakat tüm bunlara rağmen, yarın bir uygulamada bu denklemlerden birini gördüğünüz an ‘aa bak buydu bu denklem, vay anasını be burada mı işe yarıyormuş’ demenin zevkini de hiç bir şeye değişmeyeceksiniz, bu konuda eminim!

Tıp, eczacılık, dişçilik olmayıp parası bol diye mühendislik seçeceklere, şimdiden mühendisliği kazanmışlara ya da kazanmak isteyenlere küçük bir sürpriz; iyi bir matematik alt yapınız, görsel zekanız, ki bu teorik bilgi üzerine kurulmuş Türk eğitim sisteminde %100 gerekli bir şey, yok ise kendinizi ona göre hazırlayın. Yoksa mühendislik kazanmak için formül basit: 2-3 milyarlık bir dershane, biraz sabır ve 3 saat.

Yalnız bölüme girdikten sonra, işi ilk yılda beceremeyip, tıp kazanmaya çalışırsanız hiç şaşmam, çünkü bu gözler onları da gördü…

Şimdi sormak isterim; mühendislik okumak acaba o kadar kolay mıdır?

Dip not: Merak edenler için denklemler yukarıdan aşağıya;

-Zamana Bağlı Schrödinger Denklemi
-BJT transistörün akım-volt bağlantısı
-BJT transistörün alfa/ßeta/gaması

  • timpati

    söylediklerinin çoğunda haklısın. ben de üniversiteye geldiğim ilk yıl “özgürlük sarhoşluğu” yaşamış, sonrasında ise olumsuzlukları görüp “bir çocuğum olursa (kız-erkek farketmez) üniversite ortamına yollamam” demiştim. sonraları bu düşüncemden vazgeçtim. çünkü eğrisiyle doğrusuyla üniversite ortamı herkesin yaşaması gereken bir dönem bence.

    orada sadece öğretim yapılmıyor (ne kadar kaliteli olduğu ayrı bir tartışma konusu), insan orada memleketin ve hatta dünyanın birçok yerinden gelmiş değişik insanlarla ortak bir amaç uğruna bir araya geliyor. farklı kültürleri, değişik düşünce tarzlarını tanıyorsun, güzel dostluklar kurabilme hatta hayat arkadaşını bulma şansını yakalıyorsun (ben üniversiteden biriyle evlenmedim).

    yaşanan tüm zorluklar ve sorunlar, insana dirençli olma, hayata hazırlanma olanağını da getiriyor. mühendislik okumanın zorluğuna gelince…YÖK’un o kadar engelli parkurunu aşıp da oraya kadar gelmiş biri, zaten orayı bitirmeye adaydır, gerisi kişisel zayıflıktır.

  • Anonim

    Kesinlikle Katılıyorum….Mühendisliğin Hakkını vermeyi Arkadaşlar biraz hafife alıyorlar.Ben Mühendislik okumak isterken mecburiyetten bilgisayar ve kontrol öğretmenliği okuyan biriyim.Hocaların kafalarından tutunda öğrencinin genel haline kimse gerçek anlamda üretim, geliştirme, araştırma konularında çalışma yapmıyor yapılanlarda zihniyetten ötürü oyuncak statüsünde kalıyor..Mühendislikte mantıgın belli alandaki kesinlikler oldugu bunların matematiksel çözümlemelerinden tutunda fiziksel hesaplamalarına kadar hepsi birer realite.Örnke bir RLC devresinde osilasyonun zaman a bağlı değişiminin diferansiyel hesaplamalarla yapıldıgı gibi.

  • Yasemin

    Bu yazi cok hosuma gitti. Sana katiliyorum ama arkadaslara da hak veriyorum. Ama Muhendislik okumanin bosuna zaman kaybi oldugunu dusunmuyorum. Turkiye gibi carpik bir egitim sisteminde okudugumuz icin sadece guzel yanlarini goremiyoruz. Ben de gledim 23 yasima daha yeni mezun olucam. Okul yuzunden bir ise giremedim zamanim yoktu. Dedigin gibi laboratuvarlarin oncalismalari raporlari zamanlari tum haftamizi neredeyse yedi. Sadece ders degil yanina laboratuvarlarmis projelermis odevlermis ugrastik durduk. 4. sinifa kadar her gunum dolu uzerine bazen cumartesilerimizi bile istiyorlardi. Is hayatina atilamadim. Suan cok sey kacirdigimi biliyorum ama bu egitimimi pekistirirsem genel mudur olamasam da su hayatta gayet iyi bir yere gelecegimi biliyorum. Ama okumadan Genel mudur olabilir misiniz sorusunun cevabi da cok acik.. :) Torpilin var mi? Cunku gercekten torpilin olmasa bu kadar rahat konusamazsin. Okuyan insan giremiyor sen bir sey bilmeden mi oraya geliceksin? Cirak olursun 4 5 yil surunursun belki bir kademe ya da 2 kademe atlarsin. Ama senin arkan olmasa hazirda paran olmasa o seviyeleri de cok zor gorursun ya da seytana uyarsin ulkeni satarsin :) O zaman bi yerlere gelebilirsin. Ya da orani burani acip yukselmek istiyorsan kesinlikle muhendislik sana gore bir is degil…

  • Orhan

    Güzel bir konu. Yorumlarda doğru. İşin birde şu yönü var, sözü geçen arkadaşlar yüzünden birşey öğrenmeye çalışan olduğu vakit de hocalar umursamıyor. Gerçekten öğrenme niyetinde olduğunu göstermek gerçekten çok zor. Şu da bir gerçek ki zaten öğrenmek isteyen için mühendislik zor oluyor. Yoksa o okul bir şekilde bitecektir. O tip arkadaşların çoğunu biliyorum. Elektrik Elektronik Müh. okumaya gelip “yok şöyle saçma yok, boşuna okuyoruz…” diyen arkadaşlara verdiğim tek cevap gibi , “Ben mi gel dedim..” :)

    Çalışmalarınızda başarılar..

  • Turgut Bayrak

    Yaa arkadaşım Türkiyede kaç tane mühendislik okulu var bir bak bir de KAÇ TANE mühendis var.
    Okul bitirenler den kaç tanesi EĞİTİM ALMIŞTA mühendislik gereğini yerine getiriyor.
    Sanayide çalışanlar dan kaç tanesi mühendislik yapıyor , Haa çalışıyorlar ama onların yaptıkları işin karşılığı , Tanımı esasında teknisyenlik.
    Daha çok şey var söylenecek ama ;
    Körler sağırlar , birbirini ağırlar . misali bir birimizi yağlamayalım.

    Sanayii de ilk 100 e gien hatta ilk 500 e giren şirkettten kaçında çalışan mühendisler birşeyler geliştiriyor .
    Varsa da bir elin prmaklarını geçmez.

    MÜHENDİSLİK RUH TUR ,
    O da ölmüş.
    RUHUNA EL FATİHA

  • Zeynel A. Delikan

    Merhaba,

    Cidden etkileyici bir yazı olmuş… Doğrusu hak vermemek elde değil.
    Ben 1992 yılı mezunu bir teknikerim (Endüstriyel Elektronik) aldığım eğitimi ve sınıfta benimle beraber okuyan arkadaşları düşündükçe hem kendime hem de eğitim ortamını bile kurmaktan aciz eğitmenlerime hala kızarım. Neden mi?

    Arkadaşlarıma kızarım çünkü amaçları okumak değil eğlenmekti.

    Kendime kızarım çünkü hocalarımı yeterince zorlayarak daha fazlasını almaya çalışmadım.

    Hocalarıma köpürürüm çünkü eğitmek ve öğretmek kelimelerini; kayıtsız şartsız disiplin ve bu kudurmuş haytaları adam etmek olarak algılayarak, öğretme olgusunu nedense hep pas geçmişlerdi.

    Ama bir gerçek varki 40′a merdiven dayadığım bu günlerde hala o yukardaki formulleri yeniden ve her defasında daha bir hevesle çözme uğraşıp durmaya devam etmemdir.

    Keşke Tekniker değilde en döküntü üniversitede Mühendislik okumak için biraz daha gayret gösterseydim demektende kendimi alamam hiç bir zaman.

    Çok güzel bir mesleği öğreniyorsunuz, ki yazılarınızdan da gözlemlediğim kadarıyla evet öğrenmekle kalmıyor araştırıyorsunuzda. Boşverin kimin ne dediğini,için doyasıya tıkanasıya kadar bilgi nehrinden. Çünki inanın hiç yerinde durmuyor o nehir.Durmadan değişen yatağında siz arayıp bulmadıkçada kurutuyor insanı eksikliği.

    Başarılar ve sağlıcakla kalın.

  • FxDev

    @Zeynel A. Delikan: Güzel yorumunuz için teşekkür ederim, bence her şey kişinin elinde bitiyor. Herkes her şeyi bilmesin, bir konuyu tam bilsin gayem bu :)

  • Bir Mekatronik Teknikeri

    Merhabalar.Güzel ve dolu bir yazı olmuş.Sanki biraz kin dolu…Kesinlikle haklı olduğunuz bu yazıyla bende içimi dökmek istiyorum.Millet olarak halen neyin ne olduğunu oturtabilmiş değiliz.Halen “Sırtını devlete yasla gerisini boşver” ile yönlendirilen gençlerimiz varken ve derdi sadece rahat olan çalışma hayatını arayan mezunlarımız olduğu sürece biz bu saçma ve gereksiz tartışmalarda vakit kaybedip duracağız.Mühendis olmak tekniker olmak ticaret yapmak para kazanmak gibi kavramları halen oturtamadığımız bu güzel topraklarda sadece birbirimizi sömürmekle zaman harcarken insanlık gerekeni gerektiğinde yapmak için tartışıyor araştırıyor ve gerçekleştiriyor.Biz para kazanmak ile meslek edinmek arasındaki farkı ayırt etmeye başladığımızda göreceksiniz ki bir şeyler değişecek.Ben teknikerim ve tasarım yapıyorum.Para kazanıyorum hamd olsun.Ama mühendis olmak istiyorum.Daha fazla kazanmak için mi?Kesinlikle hayır.Çünkü biliyorum ki ben daha fazla öğrenebilirsem ve daha fazla araştırırsam bildiklerimi aklımda tutabilmek için bu bilgileri kullanmalıyım ve ben bu bilgileri kullanırsam o zaman para kazanacağım.Aslında ben en baştan beri sadece bilgi peşindeyim.Peki bunca para kimsenin birbirine elli kuruşu bile vermediği bir dönemde nerden geldi?Tabii ki ben edindiğim bilgi,tecrübe ve birikimi aklımda kalsın diye bir ürün olarak ortaya çıkardım.Yani para kazanmak benim için sadece bir sonuçtan ibaret.Amaç daha fazla bilgi…Bu tartışmayı bende kendi içimde yapıyordum.Mühendislik mi tekniker olarak kalıp daha fazla gelişmek mi?Alim olmadan derviş derviş olmadan kutup olamazken tekniker olmadan üretim,mühendis olmadan tekniker olunmaz.Dolayısıyla mühendislik disiplini almadan kesinlikle daha fazla ilerleyemezsin!

  • Erkan

    Konu gerçekten güzel, hatta şöyle bir itirafta bulunayım bazı arkadaşların veya abilerin yorumlarını okudum ve içimi dökmüş kadar oldum.2012 Elektrik-Elektronik / Endüstriyel bakım onarım dalı teknisyeniyim.Üniversitemi MYO olarak devam edeceğim.(önlisans)

    Beni bu ülkede kızdıran başlıca konulardan biri yukarıdada bazı yorumlardan anlaşıldığı üzere eğitim sistemi.

    Evet , hemen bir örnekle başlayayım;

    Liseyi beraber okuduğum arkadaşımın bir tanıdığı Elektronik Mühendisliği okuyor.Ve sadede gelirsek, arkadaşımın tanıdığı Elektronik Mühendisliği 3. sınıfta ve bilgi seviyesi; bizim lisede öğrendiğimizin , artı olarak araştırıp kendi çabalarımda ek bilgilerimin , yüzde olarak kıyaslarsak 10/2 si olarak düşünüyorum.Bana anlattığına göre.Ee tabi bunu sakın genellemeyin.

    Şimdi kendi üzerimden bahsedeyim.Beni ilkokul olsun lise olsun Elektronikle alakası olamayan bütün dersler sıkmıştır.Açıkça söylüyorum ben lise son sınıfımda ygs ye çalışmak yerine yazılım dili öğrendim(CCS C).Öğrendim demekten kastım mantık oturdu.Sırada sadece uygulamaları kaldı.Yazılıma başladıktan 5 ayın sonunda ki seviyem http://www.elektrocavus.com adresimdeki ana sayfadaki videoda saklıdır.Bu 5 ayda bu mantığı sökmek için neler çektiğimi bir Allah bir ben bilirim.Ama 5 ayın sonunda artık yazılımla birşeyler yapabiliyor olmam beni o 5 aydaki hocalarım azim diyor, çektiğim sıkıntıları unutturdu.Elektronik Mühendisi olmayı okadar çok istiyorumki ama lanet olsun aşmayı, uğraşmamın vakit kaybı ve sıkıcı olduğunu düşündüğüm bir çok engel var.

    İçimi döksem bu sayfaya, sayfada alan kalmaz.

    Son olarak örnekte verdiğim gibi belki ben yanlış düşünüyorum ama bunu söylemem gerek.

    1)Birisi akedemik lise mezunu Elektronik Mühendisliğini kuru olarak( ünvan yada para için yada masa başı için) okuyor.

    2) Biriside o Elektronik Mühendisine taş çıkartır fakat Mühendis olmak için gereksiz bulduğu konuları ezberlemek zorunda.1. seçenekte bulunan parantez içindeki örnekler bu seçenek içinde geçerli yalnız şu eksik ( Bilgi için ).

    Bunları genelleme olarak düşünmeyin sadece yukarıdaki örnek üzerinden söylüyorum.

    Yanlış anlaşılmasın akademik liseden mezun olanlarda belki kendilerine göre birçok gereksiz konular işlemişlerdir.

    Ama 2. seçenekteki şahıslar Elektronik Mühendisliğini, gerçekten okumak isteyenler.

    Galiba bu kader.Belkide değildir.Kimbilir.

    • Elektronik

      Gülü seven dikenine katlanır güzel kardeşim.O gereksiz bulduğun konularda ezberlemekle lehim çekip bakır plakaya devre yapmakla olmuyor.Bu paranın bir yüzü teknik bilgi devre bağlamak programlama bilmekse diğer yüzü de teorinin mantığını bilmektir.Tecrübeyle mühendis olunmaz,tecrübeyle tekniker olunur!Yalnız şu nokta da sana katılıyorum ki bizim ülkede mühendislik anlayışı masa da oturup imza atmak.Mühendislik sahada olur masada kahve içerek değil.Yalnız bazı lafları tekrar tekrar duymak canımı sıkıyor.Mühendislik öğrencilerinin çoğunda vurdumduymazlık var,işine aşık değil diye böyle genellemeler yapılması gerçekten başlı başına bir saçmalıktır.

      Azimli birine benziyorsun.Sana tavsiyem mikro programlamak için harcadığın çabayı matematiği,fiziği sevmek için harca.Mantığını öğren o zaman saçma gelmeyecektir.

      Mühendis yüksek matematik,fizik bilgisiyle sorunu hesap yaparak mantıkla tespit eder düzeltir,tekniker yılların kalıplaşmış kurallarıyla bilmeden bozarak deneyerek tamir eder.Tabi bizim ülkede mühendis bir şeye elini sürmez saçmalığı hakim.Kaynak yaparken bile bilgi ustada dan ustaya geçer bunu böyle yaparsan güzel olur ama onu neden öyle yaptığını söylemez.Çünkü kendisi de bilmez kimse sormadığı için.Bizim ülke de problem bu.Her şey para için yapılıyor malesef.

      O yüzden bu işi bu kadar çok seviyorsan bize teoriyi verip teknik vermeyen,size teknik verip teori vermeyen bu saçma eğitim sistemine katlanacaksın.Çünkü biz şu an teknik hiç bir şey bilmiyorlar sözüne katlanıyoruz!